Aleviliğin kökeninde eski Harran dini ve Zerdüştlük vardır
Aleviliğin kökeninde eski Harran dini ve Zerdüştlük vardır
Farklılıklar tanınmalıdır.
Sadece Aleviler ve Kürtler değil, tüm azınlıklar kendini yönetme hakkına sahip olmalıdır.
Özyönetimler oluşturabilmek, nerede olursa olsun, çoğunluk oluşturdukları heryerde azınlıkların hakkı olmalıdır.
Alevi davası inanç sorunundan ibaret görülemez.
Alevi talepleri din ve vicdan özgürlüğüne indirgenemez.
Dersim; tarihi, coğrafi ve etnik orijinalitesi nedeniyle Aleviler’in eşit haklar mücadelesine milli bir boyut katmıştır.
Kızılbaş Dersim’de Alevilerin eşitlik mücadelesi milli bir hüviyet kazanmıştır.
İnkarı mümkün olmayan nesnel, tarihsel bir olgudur bu.
Dersim muhalefeti, tarihsel perspektiften bakılırsa, milli bir Kızılbaş/Alevi hareketidir.
Dersim direnişlerinin temel talebi Dersim’in ve Aleviler’in kendini yönetme hakkı olmuştur.
Kendini yönetme hakkı illa ki ayrı bir “ulus” olmayı şart koşmaz.
Bu , demokrasinin tabiatı gereğidir.
Ulus olsun olmasın her kollektifin özyönetim hakkı olmalıdır.
Askere ve yargıya kabul edilemez geniş otonomiler tanıyan sistem, otonom varlık hakkını azınlıklardan esirgeyemez.
Statükonun milli ve kolektif hakları dışlayan “eşit yurttaşlık” konsepti, “birlik” ve “kardeşlik” demagojisi altında azınlıkları Müslüman – Türk çoğunluk içinde eritme projesidir.
Ulus ve azınlık sorunlarında Ak Parti’nin bundan özde farklı bir politikası yoktur.
Olsaydı “açılım” dediği süreçte Aleviler’in demokratik taleplerini (dinsel, kültürel, etnik) karşılamakla yetinir, Aleviliği kalıba dökmekten, onu Şiilik ile özdeşleştirip İslam’a yamamaktan özenle kaçınırdı.
Oysa Ak Parti sözcüleri tam tersini yaptılar.
Aleviliği İslam içi bir mezhep gibi sunmakta ısrar ettiler.
Açık konuşalım:
Aleviliğin kökeninde birbiriyle bağlantılı olan eski Harran dini ve Zerdüştlük/Ezdilik vardır.
İslam’ın kılıç zoruyla yeraltına ittiği bir inanç sistemidir bu.
Bugüne değişmeden ulaşması mümkün müydü?
Sayalım ki evet!
Peki 640’larda başlayıp 1453’e kadar süren yaklaşık bin yıllık fetihler çağının koşullarına, bu çağın zorunlu ittifaklarının beraberinde getirdiği kimlik ve kültür erozyonuna kaç din kaç zaman dayanabilirdi?
Kaç kimlik ya da kültür, bu gibi bir süreçten hiçbir fatura ödemeden, geride bir miktar “kafa karışıklığı” bile bırakmadan çıkabilirdi?
Dahası var:
Kaç kimlik veya inanç sistemi Çaldıran’dan 38’e kadarki yaklaşık beş asırlık kırım sürecinden bütün kan kaybına rağmen sağ çıkabilirdi?
Alevilik bu tarihten bağımsız olarak anlaşılamaz.
Aleviliği İslam dairesi içinde gösterme çabası, olanı söylemek değil (tüm deformasyona rağmen), olması isteneni beyan etmektir.
Soruna demokratik fikirlerin değil, “İslam birliği” penceresinden bakmanın alametidir bu.
Ak Parti’nin bu düzeni değiştiremeyeceği, “açılım” adı altında her türlü demokratik muhalefeti sistemin menfaatlerini gözeterek tanınmaz hale getirmesinden, yeni ve demokratik bir anayasa konusunda sözü ve eylemi arasındaki uyumsuzluktan bellidir.
Ak Parti, bolca laf üretmiş, sıra somut ve pratik adımlar atmaya geldiğinde ise sürekli bocalamış, lafzı ve meclisteki kesin çoğunluğu ile bağdaşmayan bir irade yoksunluğu ve kararsızlık sergilemiştir.
Seyfi Cengiz
04. 02. 2010









