Ateşte sınanmış bir sınıfın hal-i pür melali
Ateşte sınanmış bir sınıfın hal-i pür melali
Seyfi Cengiz
Dersim ve Kızılbaş sözlü geleneklerine göre:
Hacı Bektaş ateş üzerinde semah dönmüştür.
Ağuçan yanan fırına ya da ateşe atılmıştır.
Sarı Saltık kaynayan kazanda kaynamıştır.
Kureyş ve Derviş Gewr, yanan fırına girmişlerdir.
Ateşte sınanmamış bir Alevi ocak büyüğü neredeyse yok gibidir.
Gelenek odur ki, hepsi de bu sınamalardan oldukça başarılı çıkmıştır.
Peki tüm bunların bir anlamı yok mudur?
Daha ne zamana kadar anlamları üzerinde hiç kafa yormadan bu rivayetleri tekrarlayıp duracağız?
Ne masal sever bir halkız biz?
Bu gelenekler durup duruken mi hafızlara kazınıp bugüne taşındı?
Elbette bir anlamı, almasını bilenler için bir mesajı vardır tüm bunların.
"Nedir?" diye sorulacak olursa, benim düşüncem, tüm bunların Dersim ve Kızılbaş klerjisinin (din adamları sınıfının) Zerdüşt geçmişine/kökenine referans olduğudur.
Benim anladığım, anlatılmak istendiğini sandığım, tamı tamına budur.
Geleneğin taşıdığı mesaj benim baktığım yerden oldukça açıktır.
Olur ki, buna rağmen tereddüt edenler çıkarsa, Dersim ocak büyüklerinden "Büyük Şeyh Mahmut"un (Mahmut Hayrani değil) en çok bilindiği adı/ünvanı bir kere daha yazmak istiyorum:
Derviş Gewr.
Bu, Dersim'de müstakil bir Kızılbaş ocağının da adıdır.
Ehl-i Hak ocaklarının serhalkasının ünvanı da Gewr'dir (Muhammed Gewr, Mahmut Gewr).
Dikkatleri çekmek istediğim nokta "Gewr" sözcüğüdür.
Farklı dil ve lehçelerde kılıktan kılığa giren (gawr, gabr, vd), zamanla anlamı da kısmen farklılaşan bu sözcüğün başlangıçtaki karşılığı tamı tamına "Zerdüşt'ün izleyicisi"dir.
"(Bir) Zerdüşt/Mazdacı" ve/veya "(Bir) Magi" demektir bu.
Zerdüşt dininin izleyicileri için kullanılan eski bir sözcük ise "Behdin"dir.
Bu Mazdacı ad, Şerefname'nin aktardığı bir gelenekte, Menteş'in kardeşi ve İmadiye beylerinin ceddi olarak da tanıtılır.
Menteş'in kimliğine "Hacı Bektaş, Menteş, Umur ve Karesi" başlıklı bir önceki yazımda değinmiştim.
Gewr (Gabr, Gawr) sözcüğü Osmanlılar devrinde Müslümanlar'ın dilinde tüm gayr-i müslimleri (dinsizler de dahil) tanımlardı.
Tabii "Gavur" şeklinde revize edilerek.
Geleneğin tekrar tekrar ateşte/ocakta sınandıklarını söyleyerek dosdoğru Gewr (Gabr, Zerdüşt, Ezdi) olduğuna işaret ettiği Alevi din adamları sınıfının kendine İslami şecereler uydurup kitlesine Müslümanlık vaaz etmesi tarihin bir cilvesi olmalı.
Daha da acısı, dinini ve geleneğini değiştiren bu zümrenin asırlardır kitlesini (Aleviler’i) İslam’a çevirme gayreti içinde olmasıdır.
Bence bu daveti yapanlara karşı başvurulacak en etkili yol, onların karşısına geleneği çıkarmak, vaktiyle “gewr” olduklarını hatırlatıp Manes’in sosyalist ütopyasına çağırmaktır.









