KIRKLAR CEMİ VE DEMOKRASİ
ÖZGÜRCE
bekirozgur60@hotmail.com
KIRKLAR CEMİ VE DEMOKRASİ
İnsan nesli, içgüdüleriyle değil de bilinçli olarak birlikte yaşamaya başladığında, barış içinde bir yaşam ortamını yaratmanın, bunu sağlayacak kurumun gerekliliğinin zorunluluğunu hissetti.
Toprağı işlemek olan tarım kültürü, insanı yerleşik yaşama zorlamasıyla, verimli ve belli toprak üzerinde yoğunlaşan insan, barınak ihtiyacını gidermek üzere imece yöntemiyle yaptıkları konutlardan oluşan yerleşim birimi siteleri (şehir) yönetmek, tarım yaptıkları toprağı korumak amacıyla şehir devletler kordular.
Bu komünal yaşam tarzında, tek üretim aracı olan toprak üzerinde özel mülkiyet hakkı yoktu, işlenen toprak toplumun ortak malı idi. Herkes gücü kadar üretir gereksinimi kadar alırdı.
Bu yaşam tarzı içindeki kadın-erkek tüm gençler üretime katılırken, yaşlı kadın ve erkekler de çocukların bakımı ve eğitimi ile ilgileniyordu. Yaşlı kadın ve erkekler arasından öngörüsü, zihinsel aktivitesi ileri ve toplumda saygınlık kazanmış olanlar site yönetimine seçilirdi.
Site yönetimine seçilmiş kadınlı-erkekli insan-ı-kâmiller den oluşan bu heyet, barış ilkelerine ters davranışları, halkla beraber yargılama ve hüküm verme kurumuydu da.
Temel sorunu doğa ile mücadele olan site yaşam tarzının, toplum içinde olabilecek sorunları aşmak, toplumsal barışı, huzuru sağlamak, birlikteliği ve hakkaniyeti korumak üzere başkan seçilen pir-mürşit öncülüğünde, kâmil insanlar gözetiminde “halk divanı-dar” meclisi oluşturulmuştu.
Gelişen tarihsel süreçte “Kırklar-Cemi” adıyla anılan bu kurumun iki temel işlevi vardır. İlki toplumsal barışı sağlamak; diğeri, “dört kapı kırk makam” prensibi ve öğretisiyle “İnsanı Kamil” leştirmek, yani insan bilgili yetiştirerek bilgisizliği aşmak; açık bir deyişle cehaleti yıkmaktı.
Pir-mürşit liderliğindeki bu halk divan-ı-dar kurumu, toplumsal barışa zarar veren davranışları “düşkün ve müşkül” olmak üzere ikiye ayırmış, düşkünleri bildiğiniz belli yaptırımlar uygulayarak toplum dışına atmış, müşkülü olanları da “sitem” cezasıyla ıslah etmiştir.
Çetin doğa koşulları ve yaşamsal kaynakların kıtlığı karşısında, “Hakk” kültünün gelişmesi, sunak-adak geleneği, doğayı tasvir eden estetik figürlerin oluşması, Kırklar Ceminde sorunların tartışılıp müşküllerin halledilmesi, Alevi toplumunun o günlerden bugüne taşıdığı tarihsel gerçekleridir.
Bu ilkel site devletler, süreç içinde gelişip kurumlaşarak pir-mürşit ocaklarına dönüşüp “Dergâh” adıyla anılan bu yerler, Anadolu coğrafyası ve yakın çevresindeki Alevi Pir Ocakları’nın da öz geçmişidir. Örneğin bugün ki Hace-Bektaş Dergâhı, tek tanrılı dinlerden önce Anadolu’nun en etkin ve en saygın Dergâhıydı, yine öyle.
Kırklar Cemi kültürü, binlerce yıldan beri Anadolu coğrafyasından gelmiş geçmiş uygarlık ve kültürleri etkilemiş ve onlardan etkilenmiştir.
Kırklar Cemi kültürü ve demokrasi anlayışı, İslam’ın dayatması karşısında Muhammet’in peygamberliğini kabullenmeyip, sembolik Kırklar Cemi kapısından, “bize peygamber gerekmez, sen git ümmetine peygamberlik yap” deyip geri çevirmiştir.
“Fukaraların hizmetçisiyim” dedikten sonra içeri alınan peygamber Muhammet’e; bir üzüm tanesinin kırk a bölünerek nasıl paylaşıldığı, adaletin nasıl uygulandığı Kırklar Cemi’nde gösterilmiştir.
Kırklardan birisine neşter vurulduğunda kırkından da kan çıkması, acıların da paylaşıldığı, dostluğun, bağlılığın ve ikrar vermenin ne demek olduğu, kadınlı-erkekli eşit, sevgi-saygı sarmalında barış içinde yaşamanın erdemi, peygamber Muhammet’e ve onun şahsında tüm insanlığa sembolik gösterilerle anlatılmıştır.
Toplumsal barışın temeli olan üretimde birlik, paylaşımda eşitlik ilkesi üzerinde yükselen bu demokratik yaşam tarzı, özel mülkiyet sisteminin üretim hayatına hükmeder duruma gelmesi, talan savaşlarının vahşeti ve tek tanrılı dinlerin tarih sahnesine çıkışıyla yozlaştırılmıştır.
Kırklar Cemi, gerçek demokrasiyi tarihte uygulayan ilk kurumdur. Kırklar Cemi sevginin, saygının, üretim tutkusu ve adil paylaşımın, bilgisel, insansal değerlerin öğrenildiği ve öğretildiği bir okuldur.
Sevgili Hırant’ın anısına 19.01.2010. Bekir Özgür.









