Skip to main content
Aleviforumlari.com logo
  • Alevi Kurumları
  • Alevi Ocakları
  • Aleviler
  • Alevilik Güncel
  • Forumdan
  • Yol Erkan
Forumlarımızdan Son Konular

$latestthreadsd

Tarihsel Kimlikleriyle Ağuçan Dedeleri

Ağuçan Ocağı ile ilişkili söylencelerde çok sayıda isimle karşılaşırız.Ebu’le Vefa adının yanısıra en sık duyduklarımız aşağıdaki isimlerdir:

Ağuçan
Seyit Mencek
Şeyh Mahmut
Şeyh Hasan
Karadonlu Can Baba
Seyit Temiz
Mir Seyit
Köse Seyit
Koca Seyit

Bildiğim kadarıyla başka hiçbir ocakta bu kadar çok isimle birarada karşılaşılmaz.

Sözlü anlatımların kimi versiyonlarında bunlardan birkaçının ( Şeyh Mahmut, Şeyh Hasan, Karadonlu Can Baba gibi ) yalnızca Ağuçan’a referans olduğu ileri sürülürse de, Ağuçan ocağı hakkındaki ilk muhakemelerimde ciddiye aldığım bu olasılığı bir kenara bırakmak zorunda kaldım.

Şimdi, Ağuçan adı altında sadece bir değil, birden çok tarihi evin/ocağın birlikteliğini ve bu evlere mensup ünlü velilerin birbirine karışan öykülerini ve anılarını fark ediyorum.

“Ağuçan” adının kolektif/çatı bir ad olduğunu, arta kalan hemen bütün isimlerin bir tür federasyonu andıran Ağuçan şemsiyesi altında yaşatılan bağlı ocakların büyükleri olduğunu düşünüyorum.Toplu şekilde ifade etmem gerekirse, Ağuçan geleneğindeki belli başlı isimlerin tarihsel kimlikleri hakkındaki düşüncem taslak şekliyle kısaca şöyledir:

Seyit Mencek

Ağuçan geleneğindeki Seyit Mencek, tarihin Mengücek Gazi olarak kayda geçtiği şahsiyettir.Bu düşüncemi “Dersim Ocakları ve Seyitleri” başlıklı çalışmamda uzunca bir süre önce ifade etmiştim.

Mengücek Gazi, Mengücekler’in ve Mengücek Emirliği’nin atasıdır.Mengücek emirliği 1080′de Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar’ı içeren bölgede kuruldu.Mengücek Gazi’den sonra bu emirliğin başında İshak ( Ibn Mengücek ) adında biri görünür.Onun ölümünü ( 1142 ) takiben Mengücek emirliği Kemah ve Divriği kollarına bölünür.

Bu emirliğin en iyi bilinen yöneticisi Fahreddin Behramşah’tır ( ölm. 1225 ).
Mengücek kelimesinin “Küçük Tanrı”, “Tanrıcık” gibi anlamlara geldiği söylenir (Bkz. Ali Kemali, Erzincan Tarihi).

Bu sözcüğün Dersim dili ve geleneğindeki esas karşılığı Tanrı, ulu ( yüce ) , seyit gibi anlamlara gelen “Bal” kelimesidir.

“Bal”; bana sorarsanız, Dersim’in ve Aleviliğin olduğu gibi, Ağuçan ocağının da şifrelerinden biridir.

Şeyh Hasan

Ağuçan geleneğindeki Şeyh Hasan, Eretna’nın oğlu Şeyh Hasan ( ölm. 1348 ) veya Erzincan emiri Tahirten’in torunu ve 1410′ların Erzincan egemeni Şeyh Hasan olabilir.
Ağuçan geleneğindeki Şeyh Hasan, çok daha büyük bir olasılıkla Çobaniler diye bilinen Moğol emirler evinden Tümurtaş’ın oğlu Şeyh Hasan’dır ( ölm. 1343 ).

Bu Şeyh Hasan, Celayirli Şeyh Hasan’la karıştırılmamak için kaynaklarda Küçük Şeyh Hasan olarak ayırt edilir.Çobaniler’in atası Emir Çoban’dır ( ölm. 1327 ). Emir Çoban’ın oğlu Timurtaş ( Demirtaş ), Moğollar’ın Rum / Anadolu valisiydi.

Bu göreve 1316′da İlhanlı Ebu Said tarafından atanmıştı.

Fakat Timurtaş, 1321/1322 yılında “Mehdi” olduğunu söyleyerek ayaklanmış, İlhanlılar’dan bağımsızlığını ilan etmişti.

Bunun üzerine 1327′de babası (Emir Çoban) ve iki kardeşi katledilmiş, kendisi de Mısır’a sığınmak zorunda kalmıştı.

Baba İlyas’ın torunu ve Amasya’daki Mesudiye Tekkesi’nin (Şeyh Kırık Tekkesi) şeyhi Ali Aşık Baba/Paşa ( ölm. 1332 ), Emir Çoban’ın Sivas valiliğini, onun oğlu Timurtaş’ın ise vezirliğini yapmıştır.

Çobaniler’in Aşık Ali Baba zamanında ( 1310′larda başlayıp 1330′larda devam eden ) Babailer’e karşı eski düşmanca tavırlarını bırakıp Babai sülalesiyle yakınen ilişkilendikleri anlaşılmaktadır.

1327′de Emir Timurtaş Mısır’a sığındığında yerine kayınbiraderi Eretna’yı bıraktı.
Bir yıl kadar sonra sığındığı Mısır’da Timurtaş öldürülünce ( 1328 ), Sivas başkentli emirliği Eretna’ya kaldı.

Eretna Beyliği böyle başladı.

Başlangıçta Çobaniler’in ( Emir Çoban ve oğlu Timurtaş’ın ) hizmetinde olan Eretna, Anadolu’da Moğol egemenliğinin dağıldığı bir sırada bu egemenliğin orta ve doğu Anadolu’daki mirasçısı olarak öne çıkmış, Moğol-sonrası dönemin hudutları Konya’dan Erzurum’a kadar uzanan Sivas başkentli güçlü bir devletinin sultanı sıfatıyla zamanının etkin ve ünlü bir ismi olmuştur.

Ebu’l Vefa

Ağuçan Ocağı ile ilgili daha önceki yazılarımda ( Bkz. Dersim Ocakları ve Seyitleri ), Ağuçan, Mineyik ve Kara Pir Bad şecerelerini uzunca tahlil etmiş, bu çerçevede Ebu’l Vefa hakkında da görüş belirtmiştim.

Şimdi söyleyebileceğim dikkatimizi Amasya’daki Babai dergâhı ( Mesudiye Tekkesi ) ve bu dergâhın Ağuçan ocağıyla bağlantıları üzerinde toplamanın yararlı olacağıdır.

Amasya Tarihi’ndeki verilere göre en az 1175′lerden beri faaliyette olduğu anlaşılan bu dergâhın üçüncü postnişini Tac-ed-din Ebu’l Vefa Harzemi’dir ( 1206?-1231 ).

Bu ismi bu şekilde veren Cemal Kutay’dır. Burdaki Harzemi nisbesinin doğrusunun Germiyani/Kirmani olması pekala mümkündür.

Bunu, Germiyan ve Harzemi özdeşliği kuran tarihçilerin bu kabülden hareketle keyfi bir şekilde birinin yerine diğerini ikame edebilecekleri ihtimalini hesaba kattığım için söylüyorum.

Baba İlyas, Amasya’daki Babai tekkesinin bahsini ettiğim bu Ebu’l Vefa’dan hemen sonraki şeyhi olup ( 1231-1240 ) , onun halefi ve/veya halifesi gibi görünmektedir.

“Germiyan Sırrı” başlıklı yazımda Germiyanlar’ın Baba İlyas oğullarıyla ilişkilerine değindim. Germiyanlar’ın kollarından biri olan Karesi beyliği Danişmediler’den inmedir.

Danişmend ve Ağuçan ocakları arasında yakın bir ilişki olduğu kanaati taşıyorum.

Köse Seyit

Ağucan geleneğindeki Köse Seyit, Eratna-Oğulları emirliğinin ( 1327-1381 ) kurucusu ve isim babası Eretna’dır.
Eretna, Uygur kökenlidir.
Başlangıçta bir Budist olduğu söylenir.
Yaşadığı çağda “Köse Peygamber” lakabıyla ünlenmiştir.
İsmi değişik kaynaklarda ve dillerde farklı şekiller altında görünür:
Ertene, Ertana, vs gibi.

Barak Baba

Sarı Saltık’ın halifeleri arasında anılan ve Gilan’da öldürüldüğü rivayet edilen Barak Baba da Ağuçan ocak büyükleri arasına karışmış görünür.

Barak Baba ( 1257/1267-1307 ); benim tahminime göre, Eretna’nın ( yani Ağuçanlı Köse Seyit’in ) kardeşidir.Eretna hanedanının Erzincan dalının atası Barak Baba’dır.

Mir Seyit

Ağuçan geleneğindeki Mir Seyit, Erzincan emirliği döneminin, özellikle 1350′lerin önde gelen simalarından “Emir Seyyid” olabilir.

Seyit Temiz

Ünlü Erzincan emiri ve Çemişgezek beyliğinin hamisi Tahirten (Mutahharten, Taharten, Tahratan, Tahirüddin, Zahirüddin), benim bulgularıma göre Barak Baba’nın oğludur.

Çemişgezek emiri Yelman ( Belman ) Tahirten’e tabiydi.

Kemah, Tahiten’in Erzincan Emirliği ( 1379-1403 )içindeydi. Tercan, Erzurum, İspir, Bayburt, Koyulhisar, Şark-i Karahisar gibi yerler de merkezi Erzincan olan bu güçlü emirliğin nüfuz sahasına dahildiler.

Bu emirlik adeta bir Dersim kırallığını andırmaktadir.

Kısacası Tahirten, Eretna’nın varisi gibiydi ve ardında bağlı bulunduğu Timur’un desteği vardı.

Ağuçan geleneğindeki Seyit Temiz, Barak Baba’nın oğlu Tahirten (ölm. 1403?) olmalıdır. Tahirten’in mezarı nerede bilinmiyor.

Karadonlu Can Baba

Ağuçan geleneğindeki Karadonlu Can Baba, adı Danişmendname’de Danişmend Ahmet Gazi’nin ve Melik Turasan’ın ( Şeyh Tur Hasan Veli, Kapadokyalı Hasan ) dava arkadaşları arasında anılan Kara Tona ( Kara Toğan, Kara Tonga ) olabilir.

Osmanlı kayıtlarında Yağbasan ve Karadonlu adlarında iki aşiret ya da cemaatten sözedilir.

Muhakeme yürütürken hesaba katılması için bu kayıtlardan aldığım notları da aynen aktarıyorum:

Yağbasan ( Yağıbasan ) aşireti :

Bulunduğu yerler:

Kalecik Keskin kazası ( Kengiri Sancağı ), Canik Sancağı, Ereğli kazası ( Konya Sancağı ).

Karadonalı cemaati ( Karadöne, Karadöneli, Karadönelü ) aşireti :

Türkman Yörükanı. Şahincidirler.
Mut kazasında kışlar, İçel dahilinde yaylar.

Bulunduğu yerler:

Dündarlı kazası (Adana Sancağı), Sinanlı, Mut, Gülnar, Silifke, Anamur kazaları (İçel Sancağı), Söğüd kazası (Hüdavendigar Sancağı), Meraş, Kilis, İçel, Adana, Tarsus, Sis sancakları.

Karadonlu ( Karadonalu ) cemaati :

Bulunduğu yerler:

Ermenak, Gülnar kazaları ( İçel Sancağı ), Bozkır kazası ( Beğşehri Sancağı ), Ordu kazası (karahisar-ı Şarki Sancağı), Karahisar-ı Şarki Sancağı.Karadöngeli cemaati ( Karadöngellü, Karadan gelli ):

Bulunduğu yerler:

Kilis, Meraş.Yağıbasan ve Karadonalı adları bugün dahi en azından yer adları olarak yaşıyorlar.

Örneğin Çubuk Çayı boyunda Yağıbasan adında bir köy mevcuttur.Urfalı Matthew’in kroniğinde Kayseri güneyindeki modern Develi’nin adı “Gabadonia” diye geçer ki, bunun Kapadokya adının bir şekli olduğunu sanıyorum.

“Caladonia” ismini de hatırlamakta yarar olabilir.Yukarıda Ağuçan ocak büyüklerinin belli başlılarının tarihsel kimliği hakkındaki taslak düşüncelerimi özetledim.

Beni bu sonuçlara vardıran kanıtların önemli bir bölümü anlatımın kendisinde içkindir.
Geri kalanı sözlü geleneğin ve yazılı tarihin ayrıntılarında saklıdır.

Maksadım üstünde tartışılacak bir taslak sunmak ve arta kalan kanıtları böyle bir tartışma boyunda sunmaktır.

Bazı isimler konusunda yanılmış olabilirim.

Bana göre esas sorun tek tek her ismi mutlak bir doğrulukla teşhisten çok, öncelikle bu isimlerin ait olduğu tarihsel bağlamı ve siyasal oluşumları doğru tesbit etmek, sonra da en kilit isimleri tesbite çalışmaktır.

Bunu yaptığımı düşünüyorum.

Görünen o ki, Ağuçan Ocağı asırlar içinde çok sayıda tarihi şahsiyetin ve ünlü velinin bağlandıkları kadim bir ocaktır.

Bu ocağın Pavlaki-Yezdi, Ehl-i Hak ve Babai hareketleriyle ilişkili olduğunu düşünüyorum.

Yukarıdaki taslak etrafında sağlıklı ve seviyeli bir sohbet yapabilirsek bu kadim ocağın arta kalan sırlarını da aydınlatabiliriz kanaati taşıyorum.

Seyfi Cengiz
3 Ocak 2010

http://www.alevizyon.com/2010/01/04/tarihsel-kimlikleriyle-agucan-dedeleri/

  • Yazarlar

Foruma Giriş

Gezinti

  • Yeni gönderiler

Kullanıcı girişi

  • Yeni hesap oluştur
  • Yeni şifre iste

Köşe Yazıları

Alevi yoldaş
02/02/2010 - 00:12
Bir Murat tuttum, ama yıldızım kayıp gitti
Alevi Yoldaş
12/09/2009 - 18:49
19 Aralık katliamı, tecrit ve Öcalan
h-alibaba
12/04/2009 - 20:50
Sanni ve Çinimaçin
Dedocan
11/05/2009 - 23:29
ALEVİYİZ
Bekir Özgür
10/23/2009 - 23:05
YOL TV YOLUNU MU ŞAŞIRDI.?
Seyfi Cengiz
10/20/2009 - 17:53
Ateşte sınanmış bir sınıfın hal-i pür mela
Ali Yıldırım
10/12/2009 - 21:57
Asimilasyon
Ayşe Hür
10/07/2009 - 15:02
Hoşgörülmek mi, eşit görülmek mi

İçerik yayını

İçerik yayınları